Oca 14

Yasemin Kokusu:Tunus

Yazar : Kategori : Tunus

Gelecek yıllarda televizyon kanallarından birinde ?Tarihte Bugün? tadında bir program yayınlandığında ve 2011 yılının önemli olaylarına değinildiğinde, kuşkusuz Kuzey Afrika ve Ortadoğu?daki Arap ülkelerinde yaşanan halk isyanlarına değinilmeden geçilmeyecektir. Arap Baharı olarak da bilinen bu olayların başlamasında Tunus ayrı bir yer tutar. Üniversite mezunu olduğu halde iş bulamayan ve geçimini sağlamak için seyyar satıcılık yapan bir gencin arabasına zabıtalarca el konulması, gencin kendini ateşe vermesiyle son bulmuştur. Birçok uzmana göre, Tunus?taki Yasemin Devrimi?ni ve sonrasında Arap Baharı?nı bu trajedik olay başlatmıştır.

Tunus, Kuzey Afrika ülkeleri içerisinde (Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas) yüzölçümü en küçük, nüfusu en az, doğal kaynaklar ve madenler açısından en fakir ülke konumunda olmasına rağmen diğerlerine nazaran çok daha demokratik bir ülkedir. Arap Baharı?nın bu ülkede başlaması bir tesadüf değildir.

Çok uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yer alan, sonrasında Fransa?nın sömürgesi olan bu küçük ülke, 1956?da bağımsızlığını kazandıktan sonra yaşamanın ve gelişmenin yolunu Avrupa ve Dünya?yla uyumlu geçinmekte bulmuş, eğitime ve turizme de önem vererek diğer Kuzey Afrika ülkelerine nazaran daha medeni bir toplum yaratmıştır. Türkiye?de Mustafa Kemal Atatürk neyse, Tunus?ta Habib Bourguiba odur. 1956?daki bağımsızlıktan sonra Habib Bourguiba önderliğinde Tunus elindeki kısıtlı olanaklara rağmen Libya, Mısır ve Cezayir?e nazaran çok daha demokrat bir yaşam tarzına kavuşmuştur.

Tunus, Türk vatandaşlarına vize istememesi, deniz turizmi ve tarihsel geziler için çok farklı alternatifler sunması, fiyatların birçok Akdeniz ülkesine nazaran ekonomik olması nedeniyle gezilecek ülkeler arasında bir adım daha öne çıkmaktadır.

Başkent Tunis?teki Carthage havalimanına indiğinizde, sizi ilk şaşırtacak şey temizliktir. Birçok insanın beklentisinin aksine Tunus oldukça temiz bir ülkedir. Başkentte gezilmesi ve görülmesi gereken 3 önemli mekan vardır: Carthage harabeleri, Bardo Mozaik Müzesi ve Sidi Bou Said semti.

Cartaghe devleti, MÖ 800?lü yıllarda Tunus?ta kurulmuş bir devlettir. Harabelerin bulunduğu Açıkhava müzesini ziyaret ettiğinizde gördüğünüz manzara, kenti neden bu noktaya kurduklarını çok iyi anlatır. Zira kenti bu kısmı denize çok hakim bir konumdadır. Bol bol resim çekmekten çekinmeyin. Yasemin Devrimi?nin ardından ülkeden kaçmak zorunda kalan eski lider Zeynel Abidin Bin Ali?nin de malikanesi Carthage harabelerine yakın bir noktada yer almaktadır, ancak ziyarete açık değildir.

Buradan, Tunus?un Eyüp?ü, Pierre Loti?si olarak adlandırabileceğimiz küçük bir semt olan Sidi Bou Said?e gitmekte fayda vardır. Burası denizi tepeden gören, içerisinde beyaz boyalı, mavi kapı ve pencereli birçok küçük evin bulunduğu turistik bir mekandır. Gözlerinizi kapatıp sizi Sidi Bou Said?e getirseler, gözlerinizi açtığınızda kendinizi Tunus?ta değil de bir Yunan adasında veya İtalya?da zannedebilirsiniz. Her Arap ülkesinde olduğu gibi burada da Türk olduğunuzu anlayan satıcılar size ?İstanbul, Türkiye, Hakan Şükür, Tarkan, Mustafa Sandal? diyerek yaklaşmaktan kendilerini alamayacaklardır. Hatta çoğu yerde ?van minüt? sözcüklerini de duyarsanız pek şaşırmamalısınız.

Sidi Bou Said?de hediyelik eşya almak için sayısız mekan vardır. Birçok yerde olduğu gibi söylenen fiyatın yarısı, hatta üçte birine pazarlığı kapatmak mümkündür. En etkili yöntem almak istediğiniz eşyanın fiyatını sorduktan sonra, ?yüksek? olduğunu düşündüğünüzü gösteren bir yüz ifadesiyle ve yavaş adımlarla oradan uzaklaşmaktır. Satıcı %90 olasılıkla peşinizden gelip daha düşük bir fiyat söyleyecektir. Siz ilk söylediği fiyatın yarısını ya da üçte birini söyleyin ve ürünü alın.

Başkent Tunus?taki diğer bir mekan ise dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliğini taşıyan Bardo müzesidir. Tarih ve sanat tutkunlarına burayı gezmelerini tavsiye ettikten sonra başkentte ne yenir kısmına geçelim.

Tunus deyince akla tabii ki zeytin ve zeytinyağı geliyor. Ülkenin çok büyük bir kısmında zeytin ağacı dikili ve halkın büyük bir kısmı bu işle uğraşıyor. Sadece zeytin ve zeytinyağı yemeyeceğiz elbette, bu yemeğin ön hazırlığı. Yemekten önce mutlaka masaya gelen yumuşak ve sıcak minik pideleri zeytinyağına ve Tunus?un meşhur sosu Harissa?ya ?bandırarak? ana yemekten önce mideyi bir cilalamak gerekir. Acı bir sos olan Harissa, iştah açtığı için sizi daha çok pide yemeye sevk eder, çok yiyip midenizi doldurmayın, zira sırada deniz mahsüllü spagetti veya ızgara balık var. Türkiye de bir Akdeniz ülkesi ancak bizdeki su ürünleri ne yazık ki bu kadar lezzetli değil, lezzetli olanlarını da yemek her vatandaşın cebine göre değil. Tunus?ta makus talihinizi yenebilir, kendinizi her çeşit deniz mahsullerine verebilirsiniz.

Başkentin ardından güneye, deniz turizminin merkezi olan Hammamet ve Sousse?a geçiyoruz. Otoyoldan 2-3 saatlik rahat bir yolculukla ulaşabileceğiniz bu şehirler, ülkenin iki büyük turizm merkezidir. Sousse, daha yeni otelleriyle Hammamet?ten bir adım öne çıkmaktadır. Sousse?a geldiğinizde Kantoui  Limanı?na (Port El Kantoui) uğramadan geçmemek gerekir. Size tatlı bir Bodrum havası yaşatacak bu limanda dolaşmak yol yorgunluğunuza iyi gelecektir.

Sousse veya Hammamet?te denizin keyfini çıkardıktan sonra -bu keyfi yaşamanın Ekim ayı başında bile mümkün olduğunu belirtelim- başka bir durak olan El Cem?e doğru yola çıkmak iyi bir seçenek olacaktır. El Cem şehrinde ve hatta Tunus?a gelindiğinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Oscar ödüllü Gladyatör filminin birçok sahnesinin de çekildiği El Cem Kolesyumu?dur. Roma?lılar döneminde yapılmış olan bu yapı, Roma?daki kolesyumdan sonra dünyadaki 2nci büyük kolesyum olma özelliğini taşımaktadır.

Sadece Gladyatör mü? Bir Steven Spielberg klasiği Uzay Yolu ve Indiana Jones serilerinin birçok sahnesi de Tunus?taki çöllerde çekilmiştir.

Dönüş yolculuğunda başkent yolu üzerinde uğranması gereken bir diğer mekan Nabeul?dur. Küçük seramik ve hediyelik eşya üreticilerinin bulunduğu bu şehirde eviniz için bir seramik Tunus hatırası almadan geçmeyin.

Tunus?ta karşılaşacağını en büyük sıkıntı, İngilizce bilen insan sayısının az olmasıdır. Ülkenin tamamı Arapça ve Fransızca konuşur. Hatta Fransızca bilmiyorsanız size uzaylı muamelesi yapabilirler, zira Cezayir ve Fas?da olduğu gibi Tunus?taki insanlar da dünyada geçerli dilin Fransızca olduğunu zannetmektedir. Size tavsiyem 20-25 yaşındaki gençlerle konuşmayı deneyin, onlardaki İngilizce bilme oranı çok daha yüksektir.

Yolculuğumuz başladığı yerde, Carthage Havalimanı?nda son bulacak. Havalimanına gelmeden şehirdeki marketlerden birinden hurma almadan geçmeyin, zira havalimanında fiyatlar oldukça yüksektir.

Yazıya Yasemin Kokusu başlığını seçmiştik, öyle bitirelim. Adını devrime veren Tunus?un milli çiçeği yaseminin, beyaz rengi ve güzel kokusuyla tüm Kuzey Afrika halklarına barış ve huzur getirmesini dileyelim. Zira, dünyanın bu tarafının da en az Akdeniz?in diğer tarafındaki Avrupa kadar barış ve huzura ihtiyacı var.

Etiketler:

1 Yorum - “Yasemin Kokusu:Tunus”

  1. Kullanıcı : Onur Özdemir

    Merhaba,öncelikle bloğunuzu tesadüfen gördüğümü ve çok beğendiğimi belirtmek isterim.Hem çok keyifli hem oldukça yönlendirici.Benim ilgimi çekmesine vesile olan tam sebebi ise Tunus hakkında verdiğiniz bilgiler.Bununla ilgili olarak bana yardımcı olabilmenizi umut ediyorum aslında.(Yönlendirme anlamında tabi.)Çok özel bir durum için birkaç tane Tunus magnetine ihtiyacım var.Nette çok araştırmama rağmen satın alabileceğim bir yer bulamadım.Oraya gitme imkanım da yok maalesef.Belki sizin bildiğiniz bir site ya da herhangi bir yer varsa alabileceğim bana önerirseniz inanın çok sevinirim.Olumlu ya da olumsuz en kısa sürede mail gönderebilirseniz ayrıca memnun olurum.Şimdiden teşekkür ederim.

    Tarih : 11. Şub, 2012 Saat : 14:09 #

Yorum Bırakın