Ağu 20

Yalnız Benim İçin Bak Yeşil Yeşil

Yazar : Kategori : Bulgaristan

Pazar sabahı güzel bir kahvaltı edip sonrasında çay-gazete-sigara keyfi  (sigara opsiyoneldir) yaparken pazar eklerinde ünlü kişilerle yapılan söyleşileri okuruz. Muhabir söyleşiyi tek kelimelik soru-cevap kısmıyla bitirir bazen; bir kelime söyler, karşısındaki de o kelimenin ona ifade ettiği veya hatırlattığı şeyi.Olmaz ya, farz edin ki ünlü biri olmuşum, benimle söyleşi yapan gazeteci de bana “Bulgaristan?” demiş. Yanıtım kesinlikle şu olur: Yeşil.

Doğayı ve yeşili sevenlerin mutlaka görmesi gereken bir ülke Bulgaristan. Tamam o kadar kartpostallık manzaraları yok belki, ancak insan kendini sürekli ormanda ya da milli parktaymış gibi hissediyor gezerken. Bu hissiyat, izlenmesini tavsiye edeceğim Malko Tarnovo-Burgaz (Burgas)-Obzor-Varna-Balçık (Balchik) rotasında kendini daha şiddetli gösteriyor. Özellikle de yeşil rengi az, gri rengi fazla kaçmış bir hayat süren büyükşehirlerdeki bizler için bunu hissetmek çok da zor değil.

Malko Tarnovo-Balçık rotası Karadeniz kıyısına paralel şekilde kuzeye doğru ilerlemekte. İstanbul’dan Balçık’ın yaklaşık 500 km olduğunu söylersem bazılarınız “aslında çok da uzak değilmiş, özel arabayla da gidilebilir” diye cevap verecektir. Evet haklısınız, masrafına katlanabilirseniz neden olmasın? Sınırdan geçerken almanız gereken uluslararası ehliyet (yaklaşık 280 TL, 1 yıl geçerli) ve asgari 15 günlük araç sigortası (green card, 64 Euro) belgelerini aldıktan sonra virajlı ve bozuk, ancak bir o kadar yeşil Bulgaristan yolları sizi bekliyor olacak. İlgili belgelere buradan ulaşabilirsiniz. O para bana çok diyenler için Esenler Otogarı’ndan otobüsler bulmak mümkün. 

Bulgaristan’daki ilk durağımız olan Malko Tarnovo’ya bu ülkeyle olan sınır kapılarımızdan en küçüğünden, yani Dereköy’den ulaşılıyor. Ana kapı olan Kapıkule ve diğer büyük kapı olan Hamzabeyli’ye nazaran Dereköy gayet sakin ve kendi halinde. TEM’de Kırklareli tabelalarını takip edip şehirden geçtikten sonra Dereköy’e varılıyor. Yol gayet düzgün. Sınır kapısında geçiş işlemlerinin halledilmesinin ardından Bulgar polise “hello” deyip pasaportumuzu uzatıyor ve “hojgeldin komşi” cevabını alıyoruz. İşlemler sırasında İngilizce yerine Türkçe konuşmak daha etkili olabiliyor, zira Bulgar polislerin çoğu Trakya ağzıyla Türkçe konuşuyor. Bulgaristan her ne kadar Avrupa Birliği’nde de olsa leva’dan şaşmayıp cebimizdeki euro’ları leva’ya çeviriyoruz. 1 Bulgar Levası yaklaşık 1 Türk Lirası olduğundan hesaplar çok karışmıyor.

Bozuk, dar ve virajlı orman yolların ardından Malko Tarnovo’ya varılıyor. Kasaba taklidini oldukça güzel yapan bu köyün tek özelliği var aslında; sınırdan sonraki ilk durak olması. Gezip görecek bir yeri var mı diye sormak abesle iştigal olur kanaatimce.

Malko Tarnovo’nun ardından Bulgaristan’ın önemli ve büyük iki liman kentinden birine, Burgaz’a varıyoruz. Burgaz, sanayi ve turizmin iç içe olmasıyla biraz Bursa’yı andırıyor. Uludağ’ı ve İskender’i olmadığı için küçük Bursa diyelim, Bursa’lılar alınmasın. Burgaz’a geldiğinizde karnınız acıkmışsa Bulgaristan’ın restoran zincirlerinden Happy Grill‘e  uğramanızı şiddetle tavsiye ederim, pişman olmayacaksınız. Hatta birçoğunuz benim gibi “aslında Türkiye’de olsa acayip iş yapar” diyeceksiniz, buna eminim. Bu restoran zincirinin Türkiye’de açılmamasının nedenini anlamak için ise Happy Grill’e uğramanız gerekli, o kadarını da anlatmayayım.

Burgaz’a küçük Bursa demiştik, bir sonraki durağımız Obzor’u da Mudanya’ya benzetmek yanlış olmaz. Burgaz’a göre daha küçük ama daha turistik olan bu yerde pekala 1-2 gece kalınıp deniz keyfi yapılabilir. Özellikle su kaydıraklarını sevenler için de birçok alternatif bulunuyor Obzor’da, otellerin çoğunda büyük kaydıraklar var. “Bize uygun fiyatlı otel söyle” diyenlere cevabım kısa ve net olacak: Hiç farketmez. Bulgaristan, Türkiye’yle kıyaslandığında genel olarak çok ekonomik bir ülke. Kesenize göre bir yeri kolaylıkla bulacaksınız. Otel fiyatlarını ve Happy Grill’de yediğiniz yemeğin ardından gelen hesabı gördüğünüzde aklınıza şu atasözü gelecek: “Türkiye’de kazan, Bulgaristan’da harca”

Obzor’un ardından rotamızda Varna bulunmakta. Bulgaristan’ın en turistik kenti ve 3. büyük  şehri olan Varna, otelleri, gece kulüpleri, casinoları, park ve bahçeleri, kafe ve restoranlarıyla gerçekten güzel bir şehir. Arabanızı uygun bir yere park edip sahilde yürümenizi, şehir merkezini ve çarşısını gezmenizi öneririm. Sıkılmayacağınıza garanti verebilirim. Denizini anlatmaya gerek yok, deniz sevenler kendini plaja atabilir.

Midesine düşkün pisboğazlar için Varna biçilmiş kaftan, çok sayıdaki güzel restoranlarda uygun fiyatlarla kendinize ziyafet çekebilirsiniz. Burada da Happy Grill var, ancak değişiklik isteyenler için önereceğim yer tipik bir Bulgar restaurantı olan Mehana Odaiata. İngilizce menü bulmakta zorlansanız da resimlerden az çok ne yiyeceğinize kolaylıkla karar verebileceğiniz bu mekanda yemeğe Bulgarların klasik salatası Şopska (Shopska) ile başladıktan sonra ızgara et söylemenizi öneririm. Domuz eti alıp almama tercihini size bırakırken içecek konusunda ısrarcı olup biradan şaşılmamalı derim. Her ne kadar Bulgarlar bizim rakılarımız güzeldir deseler de Bulgar rakısı ile bizim bildiğimiz Türk rakısının tek ortak özelliği ismidir. Bir arkadaşımın Eyüp Sabri Tuncer benzetmesi yaptığı Bulgar rakısı yerine lokal bira veya Zagorka birası içmenizi tavsiye ederim. Etler pişene kadar basturma (pastırma) siparişi vermeniz hem beklerken sıkılmamanızı, hem de cebinizi yormadan pastırma ziyafeti çekmenizi sağlayacaktır.     

Bu kadar yedikten sonra sahil boyunca yürüyerek şehri dolaşmak dondurma veya tatlıya yer açmak açısından büyük önem arz etmektedir. Tarihi yerleri sevenlere Varna’nın simgesi olan Dormition of the Theotokos katedrali iyi bir alternatif. Şehir merkezinde bulunan katedrali gezdikten sonra  10-15 dakikalık bir yürüyüşle Plaza Hotel’in de bulunduğu şehrin en işlek meydanına ulaşabilirsiniz.

Varna’dan sonraki durağımız Balçık. Türklerin ve Tatarların geçmişte ve günümüzde yoğun olarak yaşadığı Dobrich (Dobruca) bölgesinde yer alan bu şirin yer, Varna’yla kıyaslandığında oldukça sakin gelecektir sizlere. Burada denize girmek Varna’ya oranla daha kolaydır, plajlar daha sakindir. Deniz Temmuz-Ağustos dışında soğuk olabilir. Balçık, eski binaları, doğasıyla ve botanik bahçesiyle ünlü. Çiçekleri ve bitkileri sevenlerin görmesi gereken bu bahçe o kadar meşhur ki, Amerikalı yönetmen Francis Ford Coppola, Geç Gelen Gençlik (Youth Without Youth) filminin çekimlerinin bir kısmını Balçık’ta yapmış.

Yukarıda anlattıklarım, Bulgaristan’ın tabii ki sadece bir kısmı. Derdinizi Türkçe olarak anlatmakta sıkıntı yaşamayacağınız, domatesi domates, salatalığı salatalık tadında olan, Türkiye’yle kıyasladığınızda oldukça ekonomik otel ve restoranlar bulabileceğiniz, arabanızın deposunu “doğal olarak” Türkiye’den daha ucuza doldurabileceğiniz bir ülke olan komşumuz Bulgaristan yeşil yeşil bakmanız için sizleri bekliyor.

Etiketler: , ,

3 Yorum - “Yalnız Benim İçin Bak Yeşil Yeşil”

  1. Kullanıcı : taner aslan

    bu yaz gitmeyi planlıyoruz..deneyimini paylaştığın için teşekkürler….kötü tarafı gerçekten özel arabayla gitmek masraflı turing kurumun varlığı iyi olmamış…

    Tarih : 30. Haz, 2013 Saat : 19:15 #
  2. Kullanıcı : serkan celik

    öncelikle site için teşekkürler..

    Varna, Burgaz için sizinde değindiğiniz gibi casinolar ile ilgili ufak bir şey eklemek istedim..
    İçeri girdiğinizde mekanların %70 nin Türkiyeden gelenler ile dolu olduğunu görünce şaşırmış sonra alışmıştım..
    Heryerde olduğu gibi nightlife sınırlarınızı bilmedikten sonra tehlikeli olabilir, türk erkeği olarak club te dans ettiğiniz birinin sadece dansta kalmak isteyebileceğini hatırlamakta fayda var : )

    Tarih : 21. Ara, 2013 Saat : 15:00 #
  3. Kullanıcı : serkan celik

    Bu arada Happy Grill zincirinin bizim ülkemizde açılma olasılığının çok zayıf olduğunu düşünüyorum, nerden bulunacak ki o kadarı : )))

    Tarih : 21. Ara, 2013 Saat : 15:02 #

Yorum Bırakın taner aslan