Haz 03

Tarihin Başkenti

Yazar : Kategori : Türkiye

Bir yandan her bir köşesinde Osmanlı İmparatorluğunu’nun izlerini taşıyan,  diğer yandan da doğanın yeşilini ve mavisini en cömertce bizlere  sunan, Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri Edirne. Edirne’ye ulaşım İstanbul’dan her yarım saatte kalkan otobüslerle çok kolay. Arabasız gelseniz bile  anlatacağım yerlere çok kısa minibüs yolculuklarıyla ulaşmanız mümkün. Özellikle Hıdrellez vakti Edirne’ye gelirseniz hem doğanın en güzel halini görebilirseniz hem de daha eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Eğer ki ben gelip kafamı dinlemek istiyorum derseniz Hıdrellez zamanı dışında bir tarih seçmelisiniz.

Edirne’ye sabah geldiğinizi varsayarak Meriç nehri kenarında kahvaltı yapmanızı öneririm. Özellikle Emirgan Çay Bahçesi ve Beyaz Ev kahvaltı için ideal yerler. Kahvaltı sonrası ise ilk durağınız mutlaka Selimiye Cami olmalı.

Cami’ye girmeden önce Edirne’nin Kapalı  Çarşı’sı olarak düşünebileceğiniz  Selimiye Çarşısı’nın içinden geçersiniz. Edirne halkının geçim kaynaklarından olan aynalı süpürgeyi, meyve sabunlarını ve bez bebekleri burada bulabilirsiniz.  Çarşı sonrası sizi bütün ihtişamıyla bekleyen Selimiye Cami’ni görebilirsiniz. Edirne merkezde olan Selimiye Cami sanki Edirne’nin sahibi benim, 1575 yılından beri ben Edirne’yi koruyorum der gibi bakar sizlere. Selimiye Cami’nin ortasında bulunan su kaynağının şifalı olduğuna inanılır.  Kaynağın hemen sol başındaki direğin alt tarafında ters lale figürünü bulabilirsiniz. Zaten bulamamak imkansız, çünkü etrafında büyük bir kalabalık görebilirsiniz. İnanışa göre, lalenin başı ne zaman yere yeğerse o zaman kıyamet kopacaktır.Selimiye Cami sonrası tam karşısındaki Eski Cami’yive Üç Şerefeli Cami’yi ziyaret etmenizi kesinlikle öneririm.

Daha sonra rotamızı Edirne’nin en ünlü caddesi olan  Saraçlar Caddesi’ne ve Ali Paşa Çarşısı’na çeviriyoruz. Edirne’nin kalbi olan bu cadde sadece yaya trafiğine açık. Bu kadar yol gelmişken Edirne’nin en lezzetli tava ciğercisi Niyazi Usta’ya  Ali Paşa Çarşısı’ndaki Orta Kapı’dan geçtikten sonra ulaşabilirsiniz. Edirne’de en lezzetli tava ciğerini burda yiyeceğinizden emin olabilirsiniz. Aydın Ciğercisi’ni tavsiye edenler de olacaktır elbet ama buraya giderseniz bir süre dışarıda sıra bekleyeceğinizi de belirtmem gerek.

Ciğer keyfi sonrası sıra Bayezid Külliyesi’ni görmeye geliyor.  Osmanlı’da musikiyle ve su sesiyle tedavilerin nasıl ve hangi ortamda gerçekleştiğini, bal mumu heykelleri, tedavi yöntemlerini ve  aletlerini burada görebilirsiniz. Külliye’nin bahçesinde biraz dinlendikten soran,  Balkan Şehitliği’ni  ziyaret edebilir ve Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yerlere gidebilirsiniz.

Güneş batmak üzereyken Meriç nehri kenarına ya da Karaağaç Köyüne gitmelisiniz.  Karaağaç köyü yeşillikler arasında güzel bir yer dinlenmek için. Orada bulunan çay bahçelerinde çayınızı yudumlayıp gün sonunu yakından yakalayabilirsiniz. Trakya Üniversitesi’nin Rektörlüğünün de bulunduğu Karaağaç’ta  Lozan Anıtı’nı ziyaret ederek yakın tarihe ait izleri de bulabilirsiniz.

Edirne’de gezdikten sonra geri dönüş öncesi sevdiklerime ne götüreyim derseniz Keçecizade‘ye mutlaka uğrayın. Özellikle  badem ezmeleri ve kavala kurabiyeleri çok lezzetli. Tarih ve doğa güzellikleriye çevrelenmiş bu şehri geride ağzınızda güzel bir tatla bırakmak da en keyiflisi olsa gerek.

Benzer Yazılar

Etiketler: ,

Yorum Bırakın