Tem 07

Şapkaların Diyarı:Bolivya

Yazar : Kategori : Bolivya

Gitmeden önce ?dünyanın bir ucu? demişlerdi. Gerçekten dünyanın en uzak yerlerinden biriymiş. Yanlış anlamayın kilometre ile ölçmüyorum. Burası Türkiye?ye çok uzak çünkü yaşam farklı, anlayış farklı, düğünler ve bayramlar farklı.

Bolivya?nın en meşhur kenti Başkent La Paz. Dünyanın en yüksek başkenti. O kadar yüksek ki uluslararası futbol karşılaşmalarının yasaklanması gündemde. Ama sorun şu ki Bolivya?da 3000 metrenin altında bir yer bulmak da zor. La Paz?lılar gururla 2009 yılında Arjantin Milli Takımı?nı 6-1 yenmelerini anlatıyorlar. İnsanın değil koşarken, konuşurken nefesi kesiliyor bu yükseklikte.

Bir çok tur Bolivya deyince La Paz?a gelip buradan geri dönüyor. Ama Bolivya La Paz?dan ibaret değil. Başkent?ten 4 saat uzaklıkta Ururo şehri var. Senede bir defa yapılan alternatif festivali ile ünlü bu şehir, özellikle fotoğrafçı ve meraklı turistlerin uğrak yeri. Alternatif festival diyorum çünkü zaman içerisinde ırkçılık, meryem ana, kadın-erkek eşitsizliği gibi bir çok konunun sentezi haline gelmiş. Öyle ki, zincirle yerlerde sürünen köleler, kadın gibi giyinmiş erkekler, kalabalık üflemelilerden oluşan bandolardan oluşan ve geçişleri kesintisiz bir gün süren topluluk finali büyük kilisede yapıyorlar.

Ururo şehrinin dünyaca bilinen bir özelliği de şehre hakim tepesinde Meryem Ana heykeline ev sahipliği yapmış olması. Ururo belki de gördüğüm en fakir şehirlerden biri ama Rio de Janeiro?dakinden bile yüksek bir heykel yapmalarına engel olmamış bu durum.

Ururo?dan çıkıp son polis kontrol noktasını da geçtikten sonra kendimizi Dünya?nın en yüksek çölünde buluyoruz. Bu çölün hemen kıyısındaki dağlarda hükümet karşıtı milisler yaşarmış eskiden. Gerçi şimdi de bölgede Bolivya Devleti?nin varlığını hissetmedik.

Bölge aynı zamanda dünyanın en büyük tuz gölüne de ev sahipliği yapıyor. Ortasında ayakta durduğunuzda dev bir aynanın üzerinde durmuş oluyorsunuz ki bu eşi benzeri olmayan bir görsel şölen.

Tuz gölünden çıkıp güneye, Arjantin Şili sınırına, doğru gittiğinizde doğa size aklınızın almayacağı kadar çok kahverengi tonu sunuyor. Volkanların ve gayzerlerin bulunduğu noktaya geldiğinizde ise pelikan sürüleri karşılıyor sizi. Çölde ciplerle geçen 5 günün sonunda medeniyete doğru yol alırken, bir de bir köyden diğerine bando eşliğinde yürüyen bir düğün alayı karşımıza çıkıyor. Bizi de alıyorlar aralarına hemen. Karşılaştığımız köyler hep fakir ama her köyün bir bandosu mutlaka var.

Bu şapkalar ülkesini fotoğraf veya kitaplardan anlamanız mümkün değil. Kültürü öyle farklı, öyle renkli ki kendiniz görmelisiniz.

Etiketler:

Yorum Bırakın