Ara 03

New York New York…

Yazar : Kategori : Amerika

Otelim 10th Avenue?un üzerinde bildiğimiz gökdelen tarzında ve ışıklandırılmış haliyle çok ama çok güzel görünüyor. Odam ise pre-arrival ekibinden rica ettiğim gibi 20. katta ve oldukça etkileyici bir Manhattan manzarasına sahip. Bir süre odamdan Times Meydanı?nın ışıklarının yansımalarını ve sarı taksilerin ağırlıkta olduğu kırmızı bir ışık selini andıran geniş caddeleri izliyorum hem de kıpırdamadan. Çok tanıdık ama bir o kadar da Türkiye?ye uzak bu güzel şehir önümüzdeki 4 gün boyunca bakalım bana neler sunacak? Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu gezide New York benim için çoğunlukla Manhattan demek oldu. Zamanımız kısa olduğundan arkadaşlarımla çoğunlukla bu bölgede takıldık.

Odamda otelin hazırlamış olduğu Manhattan haritasını kapıp kendimi dışarı atıyorum. İstikamet tabiî ki: Times Meydanı. Meydan yine çok kalabalık ve reklam panolarından çıkan ışıklar koca alanı nerdeyse gündüz gibi aydınlatıyor.

Şaşkınlığımı bir tarafa bırakıp arkadaşlarımla buluşacağım yere doğru ilerliyorum ve arkadaşlarımla buluşuyorum. Artık karnımızı doyurma vakti. Times Meydanı ve çevresinde çok fazla alternatif var. New York?ta ilk yemeğimi AppleBee?s?de yedim. Yemekler lezzetli porsiyonlar ise Türkiye?ye nazaran daha büyük. Amerikalıların obez olmasına şaşmamak gerek. Sonraki günlerde yine aynı bölgede Planet Hollywood ve Hard Rock Cafe?de benzer fiyatlara lezzetli yemekler yediğimi söylemeliyim. New York?ta restoranlarda menülerde yazan fiyatlara vergiler dahil değil; ayrıca Tax*2 kadar bahşiş vermenizin beklendiğini de belirtmek isterim. 5th Avenue?da dolanırken görüp halka açık olduğunu öğrenince girdiğimiz Trump Center?ın içindeki restaurant da fiyat performans oranı oldukça yüksek olan ve önerebileceğim bir seçenek. Özellikle salata, ana yemek ve tatlıdan oluşan menüsünü şiddetle tavsiye ediyorum. How I Met Your Mother (HIMYM) hayranı bir grup olarak dizideki McLarens pub?a ilham veren McGee?s bara gitmeden New York?a gitmiş sayılmazdık. Broadway yakınlarındaki bu sevimli Irish pub?ı biz çok sevdik ve orda bulunduğumuz sürece iki akşam takılıp HIMYM ruhunu yakalamaya çalıştık.

Yukarıda saydıklarıma ek olarak, benim gibi yabancı mutfaklara çok açık değilseniz, İstanbul?da da bir şubesi olan Cipriani, İtalyan mutfağından güzel örnekleri tadabileceğiniz bir resturant.  New York?ta Fusion mutfağı denince akla gelen ilk yer olan Buddakan ise nerdeyse tüm New Yorker?lar tarafından biliniyor. Yalnız fiyatlarının oldukça yüksek olduğunu söylemeliyim, ben arkadaşlarımın ısrarları sonrasında onlara katıldım ama gayet memnun kaldım.  Dünyanın en iyi cupcake?çisi olarak adlandırılan Magnolia Bakery’de  hayatımda yediğim en lezzetli banana puding i de  yediğimi itiraf etmeliyim.

New York?un sunduğu sayısız alternatifle alışveriş için doğru bir yer olduğunu söyleyebilirim. Turistler arasında (ki bunlar arasında Türkler önemli bir bölümü oluşturuyor) en popüler alışveriş mekânı Woodburry Common Outlet. Times Meydanı yakınındaki Port Authority Bus Terminal?dan kalkan otobüslerle bir saatte gidebiliyorsunuz. Gidiş dönüş bilet fiyatı 40 dolar. Burası Türkiye?deki alışveriş merkezlerinden daha büyük, resmen bir köy gibi. Eğer yanınızda bir bayan varsa burada bir gününüzü geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Burberry?den Gucci?ye, Armani?ye kadar lüks markaları ve Levi?s, Adidas gibi daha uygun markaları içinde barındırıyor. Tommy Hilfiger, Ralph Lauren, Timberland gibi markaları ülkemizden çok daha ucuza satın alma şansınız var. Ayrıca şehir merkezindeki Macy?s, ki burası New York?un sembollerinden sayılıyor, ve Century21 gibi mağazalarda (Ülkemizdeki YKM, Boyner?in benzerleri) yine Manhattan?ın kalbinde uygun fiyatlı ürünler bulabiliyorsunuz. Üstelik turist olduğunuza inandırırsanız ekstra indirimler de yapıyorlar! Eğer benim param çok ve 5th Avenue?da takılmak istiyorum derseniz Bergdorf Goodman ,Barneys ,SAKS Fifth Avenue gibi lüks mağazalarda vakit geçirebilir dünyaca ünlü bir yıldızla karşılaşabilirsiniz.

Yine 5th Avenue?daki Applestore görülmesi gereken mağazalardan. Ama o kadar kalabalık ki sizinle ilgilenecek bir görevli bulmak için bile en az 30 dk beklemek durumundasınız. Sadece Amerikalılar değil dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler de buradan herhangi bir Apple ürünü alma çılgınlığındalar. Applestore?dan karşıya geçtiğiniz anda karşınıza Central Park çıkıyor. O kadar çok filmde karşımıza çıkmış ki bu muhteşem mekan, gördüğünüzde her şey size çok tanıdık geliyor. Mevsim sonbahar olmasına rağmen parka egemen olan renk hala yeşil ve kesinlikle hayranlık verecek derecede huzurlu, güzel bir ortam. Şehrin ortasında böyle bir alanı korudukları için Amerikalıları tebrik etmek geliyor içimden; zira Türkiye?de olsa çoktan rezidans veya AVM?ye dönüşmüş olurdu bu güzellik. Parkı isterseniz faytonlarla da gezebiliyorsunuz ama biz yürümeyi tercih ettik, arada oturup etrafımızı izledik. Parktan otelimize dönerken yine Home Alone serisinden hatırlayacağımız Plaza Otel?de birer kahve içtik. Hem çok lezzetli bir kahve içip hem de nezih bir ortamda keyifli muhabbet edebileceğiniz bir yer burası da.

New York?ta bulunduğum süre içerisinde yaptıklarım arasında beni en çok etkileyen şey kesinlikle Rockefeller Center?ın tepesine yaklaşık 70 kat yükseliğe, Top of the Rock Observatory Deck?e çıkmamdı. Bilet fiyatı 25 dolar, üstelik Empire State gibi sıra da yok. Sizlere tavsiyem kesinlikle ama kesinlikle hava kararırken yukarı çıkmanız. Manhattan?ın muhteşem gökdelenlerini, Central Park?ı ve şehrin diğer kısımlarını 360 derece açıyla bakarak görebilirsiniz. Özellikle Manhattan?ın o muhteşem gökdelenlerini ışıkları yanarken gördükten sonra bu şehre olan hayranlığım daha da arttı, sadece bu resmi bile ömrümün sonuna kadar kolay kolay unutabileceğimi sanmıyorum!

Ben çok müze insanı biri değilim; ancak gittiğim her şehirde bir tane müzeye gitmek gibi bir kuralım var. New York?ta da bu hakkımı Metropolitan Museum of Art?tan yana kullandım; çok farklı ya da beni etkileyen bir şeyle karşılaştığımı söyleyemem ama bu sizler için geçerli olmayabilir. Madame Tussauds, American Museum of Natural History gibi müze meraklılarının ilgisini çekebilecek alternatifler olduğunu  belirtmeliyim.

New York?un gece hayatının ne kadar renkli olduğu herkesçe bilinen bir gerçek; ben New York?ta geçirdiğim 4 gece boyunca çok geç saatlere kadar dışarılarda takılmadım; ama şehrin hiç uyumadığını otelin penceresinden bile görebildim. Gece kulüpleri açısından New York?ta biraz zorluk çekebilirsiniz; çünkü çoğu zaman kapıda sorun çıkarıp sizi içeri almayabiliyorlar. Biz Kiss & Fly?a gittik girdik ve aynen İstanbul?daki kadar eğlendik.  Ve yine adet olduğu üzere bir akşamımızı bir Broadway müzikaline ayırdık. Seçenekler arasında Phantom of Opera ve Wicked öne çıktı. Wicked?e bilet bulabildiğimizden ona gittik. Kesinlikle inanılmaz bir müzikal. İyi cadıyla kötü cadının arkadaşlığını, gençlik yıllarını anlatan müzikal, hem görselliği hem de şahane müzikleri ile insanı büyülüyor.

New York?u gezmenin en güzel ve kolay yolu çift katlı gezi otobüsleri. Times Meydanı yakınlarında bu işi yapan iki firmanın da durakları var. Şehrin istediğiniz bölgelerine iki gün boyunca geçerli olan biletler alarak gidebilirsiniz. Bilet fiyatları 35 dolardan başlıyor ve hop on-hop off sistemi geçerli. Biz de son günümüzde bu yolla hem aşağı hem yukarı Manhattan?ı iyice görme ve dolaşma fırsatı bulduk. Greenwich Village, Soho gibi şehrin popüler muhitlerini, Wall Street, Birleşmiş Milletler Binası gibi aşağı kısımlarda yer alan önemli yerleri ister otobüsle ister yürüyerek bu şekilde gezmeniz mümkün. Aynı şekilde, bu otobüsler Özgürlük Anıtına giden feribotların kalktığı Battery Park?a da gidiyorlar. Yine bu turlar sırasında Harlem gibi pek güvenli olmadığı düşünülen ve kesinlikle sokakları görülmeye değer semtleri de gezebilirsiniz. Ancak gözlemlediğim kadarıyla herhangi bir güvenlik problemi artık Harlem?de söz konusu değil.

Kısacası New York çok renkli; mimarisi, insanları, sosyal ve kültürel olanaklarıyla daha uzun süreli bir ziyareti hak eden bir şehir. İstanbul?dan geldikten sonra bu şehir size hiç yabancı gelmiyor hatta ikinci gün direk bir parçası olabiliyorsunuz. Keşke ülkemizden bu kadar uzakta olmasa da ben ve benim gibi bu şehrin hayalini kuran veya uzaktan seven herkes ziyaret edip kendi New York?unu tecrübe etse, anlatabilse?

Benzer Yazılar

Etiketler: ,

Yorum Bırakın