Nis 30

Toronto?nun Fethi

Yazar : Kategori : Kanada

Toronto’nun fethi için herşey hazır. Aylar öncesinden kampanyadan % 50 indirimle alınmış biletlerle Toronto’ya ulaşmayı hedefliyoruz. Ancak British Airways ile olan yolculuğumuzda şanssızlıklar peşimizi bırakmıyor. Önce Heatrow havaalanında, Toronto aktarmasına 40 dakika olmasına rağmen, uçağa alınmıyoruz ve bir sonraki Torontu uçağı da dolu olduğundan ancak Montreal uçağına yer bulabiliyoruz. Ancak derdimiz burda da bitmiyor. Pasaport işlemlerinin uzaması sebebiyle yine Toronto uçağını kaçırıyoruz ve bir gece fazladan Montreal’de konaklamak zorunda kalıyoruz. Bavulumuzun hala Londra’da olduğunu bilmek sinir kat sayımzı bir nebze artırıyor  olsa da, en azından ertesi sabah Toronto’ya ulaşacağımzı bilmek  mutlu ediyor bizi.En nihayetinde, 2 uçak kaçırma, 1 bavul kaybı ve 30 saatlik uçak yolculuğu sonucunda Toronto?ya geliyoruz. 

Yazıya maceralı uçuş ile başlamak istedim çünkü herkesin başına gelebilecek bir olay bu. Tabi British Airways ile yaşadıklarımı da özellikle belirtmek istedim ki uzun yol uçuş seçildiğinde dikkat edilmesi için.

Toronto ile ilgili ilk intiba yüksek modern binalar, düzgün bir şehir yapısı, büyük yüzölçümü ama az sayıda nüfus (5-6 milyon kişi) ve düzgün otoyollar  oldu. Tesadüfen havaalanından bizi otele götüren taksicinin de Türk  çıkmasıyla beraber otelimiz Clarion Selby Hotels & Suites ‘e kolaylıkla yerleşebilidik.  Güzel, temiz, kocaman yatakları olan (American style öyle olurmuş), restore edilmiş eski bir bina. Sherbourne metro istasyonuna 100 mt. uzaklıkta, dolayısıyla ulaşım da rahat. Gerçi şehrin en merkezi yerlerine 10-15 dakika yürüyüşle de ulaşılabiliyor buradan. Gecelik yaklaşık adam başı 50 Kanada Doları.

Biraz Kanada ve Toronto?ya değinmek gerekirse, Kanadalıların sosyal güvenlik haklarının ne kadar iyi olduğunu, yapının daha çok sosyalizme yakın olduğunu biliyoruz zira Toronto?da da bunu görmek mümkün. Servis sektörü en önemli geçim kaynaklarından ama sağlık sektörünün yeri ayrı. Önemli hastaneleri ve araştırma merkezlerini (kanser, çocuk, diş hastalıkları gibi) barındırıyorlar. Eğitimde herkesin yeri var, spor hayatı ise halka açık birçok tesis ile (olimpik havuzlar, golf sahaları, buz pateni pistleri, tenis kortları) sağlanmış durumda. Halka, insana önem veren bir yapı. Sporda daha çok buz hokeyinde iyiler ve Toronto Maple Leafs ünlü takımı. Hidayet Türkoğlu özelinde hatırlayacağımız Toronto Raptors takımı da NBA’de mücadele eden takımları.

Toronto?da ulaşım metro ile yapılabilir, şehrin en merkezi noktalarında duraklar mevcut. Yonge Street, Bloor Street, Dundas Square, Bay Street, Yorkville gibi ünlü yerler birbirine yakın dolayısıyla yürüyüş de yapılabilir gezerken.

Tarihin pek olmadığı bir şehirde gezilecek görülecek yerlerde CN Tower, Arts Museum, Yonge Street (dünyanın en uzun sokağı), Rogers Stadyumu gibi mekanlar oluyor. Ama Niagara on the lake ve Niagara Falls’ u ayrı tutmak lazım. Bu yüzden Niagara Şelaleri’ni de  bir sonraki yazımda ayrıntılı olarak değineceğim.

Gezmeden önce Toronto City Pass alarak (yaklaşık 60 Kanada Doları) 5 tane önemli yeri daha uygun fiyata görmeyi tercih ettik, bu 5 yer (CN Tower, Royal Ontario Museum, Toronto Zoo, Ontario Science Museum, Casa Loma) zaten gezilebilecek başlıca yerlerden, dolayısıyla pass yeterli olacaktır. Biz bunların 4 ünü gezebildik:

  • CN Tower: 553 metre uzunlukta Dünya’nın ikinci en yüksek kulesi. Dubai?deki Burj Khalifa gökdeleni yapılana kadar en yüksek olma ünvanını taşıyormuş. Tepeden manzara baya güzel, aşağıda ünlü Rogers Stadyumu?nda maça denk gelmiştik tabi oyuncular, stad çok küçük gözüküyordu. Bir yanda da Ontario Gölü ve Toronto Islands. Keyifli bir yer, akşamüstü gidilebilir, tepesindeki restoranda yemek yenebilir.

  • Royal Ontario Museum: ROM Kanada?nın büyük müzelerinden biri. İçinde çeşit çeşit galerilerin olduğu (dinazorlar, resimler, eski savaş eşyaları gibi) ve aynı zamanda da geçici sergilerin de yer aldığı bir müze. Gezilmesi gereken yerlerden.
  •  Ontario Science Museum: Şehrin biraz dışında kalan müze, bilim müzesi olarak bakıldığında güzel ama doğruyu söylemek gerekirse buraya 12 yaşından önce gelmek daha keyifli olabilir. İçinde yağmur ormanı, uzay üssü, değişik böcekler, zeka oyunları bölümü barındırmakla beraber, biz gitmemiştik ama o zaman Harry Potter özel sergisi de vardı. Ek olarak bir de dev ekran IMAX film gösterimine de katılabiliyorsunuz. Gidilebilir ama dediğim gibi’ good for under 12′ ki gezerken de bir sürü görebiliyorsunuz çocuklardan.
  • Casa Loma: 1911-1914 yıllarında yapılan, küçük bir şatoyu anımsatan yapı, zamanında finansçı Sir Henry Pellat?ın residansıymış. İnşası yaklaşık 3.5 milyon dolar tutmuş ve 300 e yakın işçi çalışmış. Binada 98 oda mevcutmuş, 3-4 katlı, bodrumu, garajı, ortasında  havuz bulunan serası olan, katlar arasında gizli geçitlerin olduğu, yeraltı tüneliyle de dışarıda garaja,ahıra gidilebilen bir yer. Birinci Dünya Savaşı sırasında vergilerin artmasıyla ve Sir Pellat, yaşadığı finansal sıkıntılardan da dolayı, açık arttırmayla, evin tadını yalnız 10 sene çıkarabildikten sonra 1923?de satmak zorunda kalmış. Daha sonraları Kiwanis Club tarafından işletilmeye başlanmış ve hala da devam etmekte. Bir dinleme cihazı alıp, uzun uzun gezilebilecek güzel bir yer. Bu arada üst katlarda manzara güzel Toronto ayaklarınızın altında CN Tower ve diğer kulelerle birlikte.

City pass ile ilgili ek bilgi vermek gerekirse, her bir yer için güzel yol tarifleri bulmak da mümkün, örneğin CN Tower için Union İstasyonu?nda in kuleye doğru yürü, ya da Ontario Science Museum için şu şu numaralı otobüsleri bin şu durakta in gibi.

Şehir merkezinde bunların dışında AGO (Art Gallery of Ontario) görülebilir. Klasik Kanada sanat tarihinden eserlerin olduğu bu müzede, geçici sergilerde de daha modern eserlere yer verilebiliyor. Ayrıca koleksiyoncu Ken Thomson?ın bağışladığı koleksiyonunda da ilginç objeleri de (minyatür arabalar, maket gemiler gibi) görmek mümkün.

Bir sonraki yazımda Çin mahallesindeki  ve özellikle eşsiz güzellikteki Niagara Şelaleri’nde keşfime devam edeceğim.

Benzer Yazılar

Etiketler: ,

1 Yorum - “Toronto?nun Fethi”

  1. Kullanıcı : Selcuk Oflaz

    Merhaba,

    Yazinizin basindaki talihsizlikler beni uzmesine ragmen pek de sasirtmadi. Her zaman karsilasilan olaylar olmasina ragmen yine de dunyanin en cok tercih edilen havayolu sirketleri olmasi kacinilmaz. Su ana kadar bir elin parmakalarini gecmiyecek kadar hava yolu sirketi ile uctum (british airways dahil)… Soylemeliyim ki Qatar Airways iclerinde cidden buyuk biryer tutuyor. Son iki senedir dunyanin en iyi havalimani secilmelerinin, 5 yildizli nadir havayolu sirketleri olmasinin yaninda cidden sinir bozmayacak, yapmacikliktan uzak bir guleryuz ve hizmet anlayisi var. Yemekleri Turk Havayollarina cok benziyor. Pinar labne ya da eti form gibi turk urunleri de kullaniyorlar.

    Tatil planlarinizi indirimli ucak biletlerinize gore yapiyor olmaniz cok akillica. Qatar airwaysin de kaliteli,genis, teknoloji donanimli ucaklarindan da yararlanmanizi tavisye ederim. Cok fazla yeni ucaklari var ve aktarma konusunda sinir tanimiyorlar. Bircok ozel indirimleri oluyor. takip edin derim ;)

    (sirf ucagina binmek icin bir yerden biryere gitmek pek akillica degil tabi )

    Selcuk ;)

    Tarih : 02. Ağu, 2011 Saat : 17:18 #

Yorum Bırakın