Nis 27

Hızlı Bir Berlin Turu

Yazar : Kategori : Almanya

Berlin’e giderken tercihimiz yine birçok tatilimizde olduğu gibi Pegasus oldu. Gece geç saatte indiğimizden, trene binmek için sabah 7 buçuğa kadar havaalanında beklememiz gerekti. Schönefeld  çok küçük bir havaalanı, siz de bizim gibi beklemek için ilk katındaki cafenin rahat koltuklarını kullanabilirsiniz. Ancak sabaha doğru cafeden yükselen iştah açıcı güzel kokularla uyuklamaya çalışmak biraz zor olabiliyor.

Havaalanından ilk trenle Derag Hotel And Living Hotel Grosser Kurfürst?e vardık. Check in saatinden çok önce otele gelmemize rağmen odamız müsait olduğu için hemen yerleştik. Havalanındaki beklemeden sonra odamız bize cennet gibi göründü;  yatağın üzerindeki hediye haribo şekerler ve buzdolabındaki ücretsiz içecekler de keyfimizi kat kat artırdı.

Otelden aldığımız haritada işaretli olan yerleri görmek için başladık gezmeye.  Berlin biraz Ankara?yı andırdı bana, her tarafta büyükelçilik binaları, resmi arabalar var.

Rehber kitaplarında Reichstag Binası?nın en üst katındaki cam kubbeye çıkmak için binanın önünde çok uzun kuyruklar olabileceğini, bu yüzden erken saatte gitmenin faydalı olacağı yazıyordu ancak uygulama değişmiş. Artık önceden mail atıp rezervasyon yaptırmayan kimseyi almıyorlar. Size tavsiyem bizim gibi kapıda kalmamak için bu adreste anlatıldığı gibi mail ile rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

Değişik fotoğraf çekmekten keyif alanlar Holocaust Memorial?a uğramalı. Yüzlerce irili ufaklı gri bloktan oluşan bu anıt, görülmeye değer. Yine yolda yürürken yanında fotoğraf çekebileceğiniz bir diğer yapı ise Fernsehturm (Televizyon Kulesi). Bizim gittiğimiz gün hava sisli olduğundan tepesine çıkmamıştık, eğer hava güzelse yukarıdan güzel bir Berlin manzarası seyredebilirsiniz ya da tepedeki restoranda güzel bir yemek yiyebilirsiniz.

Museumsinsel (Müze Adası) nehrin ortasındaki küçük bir adanın üzerindeki birçok müzeden oluşan bir kompleks. Burada müze gezmeyi sevmeyen kişilerin bile mutlaka uğraması gereken yer Pergamon Museum (Bergama Müzesi).  Sadece Türkiye?den taşınıp müzeye getirilen Bergama Zeus Sunağı?nı görmek için bile gidilir. Müze gezintisinden sonra Berliner Dom, Deutscher Dom ve Französischer Dom?u görmeden bu alandan ayrılmayın.

Okuduğumuz rehber kitaplarında Museum für Naturkunde?de 26 metre uzunluğunda en büyük dinazor iskeletinin olduğu ve mutlaka görülmesi gerektiği yazıyordu, biz de gittik tabii. Dinazor iskeletini tam kapının önüne koydukları için bilet almanıza gerek yok, kapıdan bir bakıp çıkabilirsiniz.

Ve tabii ki Berlin Duvarı. Yıllarca insanların bu kadar yüksek duvarlar arkasında nasıl yaşadıklarını düşünmek bile yanından yürüken insanın içinin sıkılması için yeterli. Berlin Duvarının en ünlü geçiş noktası olan Checkpoint Charlie?yi de yürüyüş rotanıza almayı unutmayın.

Kurfürstendamm ya da kısaca Ku?damm Bağdat Caddesine benzer çok güzel bir alışveriş sokağı. Eğer gittiğinizde hava güzelse yürümesi çok keyifli olur.  Caddenin başında benim Berlin?de yemek yemekten en çok keyif aldığım alışveriş merkezi KaDeWe var. Buranın üst katındaki yemek alanında çok farklı seçenekler bulabilirsiniz. Benim tercihim açık büfe meze-salata yapan yerlerden biri oldu, böylece tek tabakta bir sürü yeni tad denemiş oldum. Eğer siz de benim gibi hediyelik eşya olarak magnet almaktan sıkıldıysanız arkadaşlarınıza bu kattan değişik reçeller, çikolatalar, baharatlar alabilirsiniz. Tabi arkadaşlarınızın bunları beğenmeme riski var, onu da unutmamak lazım.

Yemek için Potsdamer Platz?da birçok seçenek bulabilirsiniz. Ben orada Corroboree?de kanguru eti denemiştim ama biftekten pek bir farkı yoktu. Yine aynı yerde Linden Brau?de bira keyfi yapabilirsiniz, Taps?te olduğu gibi birçok çeşit birayı tadımlık alınabiliyor.

Kahvaltı içinse tek önerebileceğim yer Cafe Einstein.  Birçok yerde Cafe Einstein görebilirsiniz, bu isimle bir cafe zinciri var Berlin?de ama asıl gitmeniz gereken Unter den Linden üzerindeki. Kahvaltı menüsü çok geniş, biz ortaya çok güzel bir kahvaltı tabağı yanına da çırpılmış yumurta ve kahve istemiştik. Masaya getirdikleri reçel ve terayağları ise çok lezzetli, bir sürü ekmek yediriyor insana. Biz çok fazla yediğimiz için tatlıya yer kalmamıştı, siz Apfelstrudel?i yemeden kalkmayın.

İlk akşamımızda Berlin Filarmoni Orkestrası?nın bir konserine gittik. Klasik müzikten hoşlanıyorsanız, gitmeden önce internet sitesinden bilet almanızı öneririm, biletleri çok çabuk tükeniyor.

Diğer akşam ise Friedrichstadt Palast?ta ?Too Beautiful To Be True? gösterisine gittik. Çok büyük bir sahne var ve gösteri sırasında aklınıza gelebilecek her dansı ayrı ayrı yapıyorlar (tap dans, break dans, oryantal) danslara ek olarak trapez şovu, tramplen gösterisi hatta su balesi bile var. Gösteri biletlerini binanın önündeki bilet satış noktasından almanızda fayda var, çünkü gösterinin olduğu gün biletleri daha uygun fiyata satıyorlar.

Etiketler: ,

Yorum Bırakın