Tem 30

William Wallace?ın Memleketi:İskoçya

Yazar : Kategori : İskoçya

Londra?dan uçakla 1 saat gibi bir sürede ulaşabileceğiniz Edinburgh İskoçya?nın başkenti. Bu arada not olarak eklemek lazım ki Edinburgh yazıldığı gibi değil, Ednbıraahhh şeklinde okunuyor. Glasgow?dan sonra en büyük şehir. Tarihi dokusu hiç değişmemiş. Hatta UNESCO tarafından dünya mirası olarak kabul edilmiş, koruma altına alınmış, yapı ve imar konusunda sıkı kurallara tabi bir şehir.

Yılın sadece 5-6 haftası günlük güneşlik olduğunu belirten İskoçlar şanslı olduğumuzu söylediler ki, gerçekten gezdigimiz süre boyunca yağmur yağmadı.Edinburgh sokaklarında yürürken kendinizi yüzyıllar öncesinde hissedebilirsiniz. Adam Smith?in heykeli ile veya David Hume için yapılmış türbeyi görebilirsiniz.

Old Town  şehrin orta çağdan kalan bölümü. Hiç değişmeden korunmuş. Royal Mile üzerinde cok güzel yapılar mevcut. Ara sokaklar, Grass Market, St. Giles? Cathedral, Edinburgh Castle mutlaka görülmesi gereken yerler.New Town ise şehrin kalabağına çözüm için yapılanan bölüm. Şehrin yeni olan bölümü dahi 18. yüzyılda yapılmış. Ne kadar eski bir şehir olduğunu siz düşünün.

Her ne kadar Türk erkekleri için onur kırıcı birşey olsa da, İskoç erkekleri için geleneksel eteklerini giymek tam bir gurur kaynağı. Edinburgh?ta gezerken eteklerle dolaşan yaşlı adamlar da görebilirsiniz, gayda çalarak para kazanmaya çalışan etekli adamlar da…

İskoçya denilince aklımıza tabiki Cesur Yürek filmindeki Mel Gibson?un canlandırdığı William Wallace geliyor. Neredeyse tüm savaşları İngilizlerle yapmışlar. Hala da pek sevmiyorlar İngilizleri. Hala ayrı devlet olmak istiyorlar mı emin degilim. Kendilerini sürekli İngilizlerden ayrı tutuyorlar ancak keyifleri de yerinde gibi gözüküyor. Londra?da bu konuda konuştuğum birkaç İngilizden öğrendiğim kadarıyla, İskoçlardan kurtulmak isteyenler de var. İngilizlerin İskoçlara baktığını, vergilerinin onlara gittiğini düşünenler de hayli fazla. İngilizlerden ayrılıp ayrılmamak çok dertleri değil gibi gözüküyor. Buradan da anlaşılıyor ki insanların refah seviyesinin yüksek olması milliyetçiliği ve diğer etnik unsurları arka plana itebiliyor.

Edinburgh büyük bir finans merkezi. Yüksek gelir seviyesine sahip ailelerin birikimleri, emeklilik fonları olarak tüm dünyaya yayılıyor. Hatta halen İskoç şirketlerin Türkiye?deki şirketlerde de büyük yatırımları mevcut.

İskoçya?da Edinburgh dışında mutlaka görülmesi gereken yerler:

  • Stirling Castle: Forth nehri yakınında İskoçların deyimiyle ?Highlands? (yüksek arazi)  bölgesinin başlangıcı sayılan oldukça güzel bir kale. 1100 yıllarından beri ayakta. Kendinizi ortaçağda gibi hissedebilirsiniz.

  • Forth Bridge: Forth nehrinin haliç gibi içeriye uzantısı(Firth of Forth). Üzerindeki Forth tren yolu köprüsü 2.5 kilometre uzunluğunda. 19. Yüzyılda yapılmış ve UNESCO tarafından dünya mirası olarak koruma altına alınmış. Gelgitten çok etkilenen bir nehir. Gün içinde suyun ne kadar fazla çekildiğini görebilirsiniz. Önünde bir fotoğraf çekilmeye oldukça müsait.

  • Loch Ness Gölü: İskoç tepelerinin arasındaki güzel bir göl. Hatta Loch Ness gölü efsanevi canavarıyla (Nessie) meşhur. Daha sonrasında hatırlarsanız bizim neden canavarımız yok diyerek Van Gölü canavarı da yaratılmış, Van Gölü bölgesi için turizm geliri yaratma çabasına girilmiştir. Loch Ness gölü bildiğimiz güzel bir göl. Sadece etrafında Türkiye?deki gibi suya girmek yasak tabelası kenarında suya giren çocuklar, arabayı kenarına çekip  balık tutan ve kafayı çeken amcalar yok. Kenarındaki küçük malikanelerde evlenen çiftler, restoranlarda balık yiyen insanlar veya küçük teknelerle göl turu yapan insanları görebilirsiniz. Ben olsaydım her pazar pikniğe giderdim.O kültürü öğretmek lazım İskoçlara. Doğa severler için güzel bir seçenek.
  • Herhangi bir viski fabrikası: İskoçya?ya gelip de viski fabrikasına uğramadan veya hakiki iskoç viskisi tatmadan olmaz. Tam olarak ilk viski ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte 11. Yüzyılda ilk viski damıtımı yapıldığı söyleniyor. İskoç tepelerinin dibinde bizim gittiğimiz yer Glengoyne adlı bir viski fabrikası. Glasgow civarında fabrikaları bulunan Chivas Regal ve Ballantines gibi ünlü markaların aksine daha az bilinen ama hakiki İskoç viskisinin nasıl yapıldığını görebileceğiniz bir yer. Fabrikanın nasıl işlediğini, viskinin nasıl yapıldığnı adım adım öğrenebileceğiniz bir tesis. Dilerseniz kendinize ait bir fıçı alıp yıllar boyunca viskinizi orda bekletebilirsiniz. Size ait olan fıçının üzerine de adınızı çakıyorlar. Piyasadaki çoğu ünlü viskinin bekleme süresi 3 yıl iken, Glengoyne?da 25 yıldır bekletilen fıçıdan kendi ellerinizle viski doldurabilirsiniz.

Harika bir doğa veya bozulmamış tarihi bir şehir görmek isterseniz İskoçya&Edinburgh harika bir yer. Edinburgh ve çevresini araç kiralayarak veya turlara dahil olarak gezebilirsiniz.

Benzer Yazılar

Etiketler: ,

Yorum Bırakın