Şub 08

Kış Vakti Amsterdam

Yazar : Kategori : Hollanda

Amsterdam, 2 yıldır gitmek istediğimiz, 2013 yılbaşı için bir kere bilet alarak gidemeyip biletimizi yaktığımız, çok merak ettiğimiz bir duraktı bizim için. Seyahatimiz 15-18 Ocak arasındaydı. Kış vakti ne işiniz var diyebilirsiniz ancak yazdan kalma güneşli kış günleri ile çok keyifli bir tatil geçirdik. Tatilin yazı/kışı yok, aklınıza esince izinlerinizi ayarlayın, biletinizi alın, 3-5 saat içinde istediğiniz yerdesiniz…

14 Ocak Cuma akşamı Pegasus ile Amsterdam Schipol havaalanına vardık. Şehre en hızlı ve ucuz gidebileceğiniz yöntem trenle Centraal Station’a gitmek. Kişi başı 4.5 €’dan 9 € vererek iki bilet aldık ve 20 dk. sonra Centraal Station’daydık. Konaklama için Swissotel Amsterdam’ı tercih ettik. Otel Dam meydanında olduğundan Centraal Station’dan 5 dk yürüyüş ile oteldeydik.

Gezelim Görelim, Peki Nereleri Görelim?

İlk durak Dam Meydanı. NH Krasnapolsky Oteli, Neiwe Kerk, Royal Palace ve Madamme Taussauds Müzesi ilk göze çarpan yapılar. Magna Plaza ve De Bijenkorf meydandaki alışveriş merkezleri. Meydanda çeşitli sokak sanatçıları gösteri yapıyor, rast gelirseniz keyfini çıkarabilirsiniz. Ayrıca meydanı kesen Kalverstraat Spui’ye doğru inen bir alışveriş caddesi, sağlı sollu birçok mağazaya göz atabilirsiniz. Spui’ye kadar yürüyerek ulaşın ve Singel kanalının ve Spui’nin de tadını çıkarın.

DamSquare

Heineken Experience: 16-24-25 no’lu tram’lere binerek Stadhouderskade durağında inerseniz dev bira kazanını göreceksiniz. Gördüğünüz bina Heineken Experience’ın yapıldığı bina. Heineken’in kuruluşunu, kendilerine özel gold birayı nasıl yaptıklarını eğlenceli bir şekilde deneyimleyebilirsiniz. Biz biletimizi “Tourist Information” noktasından aldık, giriş 1 kişi 16 €, 2 bira dahil. Ek olarak çıkışta Heineken gift shop’tan alabileceğiniz küçük bir hediye de veriyorlar. (bira açacağı) Hediyeyi almak için Heineken Experience önünden saatte bir kalkan canal shuttle’a binmeniz gerekiyor. Biz shuttle’ı kaçırdığımız için ve 1 saat beklemek istemediğimiz için hediyemizi alamadık.

heineken-experience

Leidseplein: Şehrin en hareketli yeri. Meydanda birçok restaurant, pub, alışveriş yapabileceğiniz mağaza var. Tram, meydanın tam göbeğinde duruyor, vardığınız zaman zaten bir hareketliliğin içine geldiğinizi anlıyorsunuz. İndiğiniz yerden düz giderek biraz ilerlediğinizde Max Euweplein’e varıyorsunuz. Wagamama ve Hard Rock Cafe burada. Burada yemeyi tercih ederseniz yemek sonrası Holland Casino’ya uğrayabilirsiniz. Kanal kıyısında, hemen yakınınızda olacak. Casino’ya giriş 10 €,  temiz, şık bir casino. Duyduğuma göre Hollanda’nın en büyüğüymüş. Üst katta canlı masalar var. Biz elektronik rulet oynadık, makinelerin ayarlanmış olduğu hissine kapıldım, ne verirsek aldı… Bence Kıbrıs’tan şaşmamalı, Hollanda’da macera aramaya gerek yok.

Leidseplein

Museumplein: Meşhur “I Amsterdam” yazısının olduğu müzeler bölgesi. Rijskmuseum, Van Gogh museum, Stedelijk museum burada. Rijskmuseum, çok heybetli bir yapı, Hollanda’daki en büyük sanat ve tarih müzesi. İçerde Vermeer, Rembrandt, Jan Steen gibi sanatçıların eserleri bulunuyor. Van Gogh museum, Stedelijk ile Rijsk  arasında kalan nispeten daha küçük bir yapı, ancak Van Gogh eserlerini görmek isteyen turistler uzun sıralar oluşturuyor. Stedelijk ise bir modern sanat müzesi. Gezmek için en az 1 gününüzü ayırmanız gerektiğini belirtmeliyim. Rijskmuseum önündeki “I Amsterdam” yazısında da klişe fotoğrafınızı çektirmeyi unutmayın. Biz gittiğimizde, bölgeye bir buz pisti kurulmuştu, aileleriyle kayan Amsterdamlıları izlemek hayli keyifliydi.

I Amsterdam

Not: Museumplein’den çıktığınızda muhtemelen Leidseplein’e doğru yol alacaksınız. Van Gogh museum arkasındaki Tram durağından 5 no’lu tram’e binin.

Not2: Yine Stedelijk museum karşısındaki Small Talk Cofffee Corner’da soluklanabilir, bu güzel dükkanda yolu izleyerek kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Red Light District / De Wallen: Merkezi Oude Kerk olan Damrak caddesinin 2 arka sokağında yer alan meşhur bölge. Akşamüstü giderseniz binalardaki kırmızı ışıkları görürsünüz. Benim gibi eşinizin elinden tutup turistik bir tur atabilirsiniz. Sizi içeri davet etmeleri çok olası, biz olayı eğlence olarak gördük, birkaç sokağı turlayıp otelimize döndük. Çevrede yanınızdan bir Türk geçerse oldukça enteresan konuşmalara şahit olabilirsiniz. İnsanları izlemek bence çok daha keyifli. Belirtmeliyim ki, bölgede fotoğraf çekmek yasak. Bir show’a girecekseniz tavsiye edilen Cassa Rosso.

Red Light

Anne Frank Huis: Beni en çok bu ev etkiledi. Hitler döneminde Nazi baskınlarından kaçan Anne Frank ve ailesinin yaşadığı evde dolaşıp, duvarlarda günlüğünden notlar okumak, dışardan görünmesin diye sıkı sıkı siyah keçeler ile çivilenmiş ve karartılmış pencereleri görmek, gösterilen videolar ile o döneme tanıklık etmek, insanlıktan utanmak böyle bir şey. Mutlaka gidin ve en önemlisinin özgürlüğümüz olduğunu hissedin. Erken saatlerde giderseniz sıraya kalmadan rahatça gezebilirsiniz.

9 Straatjes: Vintage ve tasarım mağazaların bulunduğu 9 Straatjes, Prinsengracht bölgesinde Anne Frank Huis sokağının ters istikametine doğru yürüdüğünüzde ulaşabileceğiniz 2-3 sokakta kümelenen bir bölge. Bence çok bir esprisi yok, ancak koleksiyonunuza katabileceğiniz enteresan objeler, tasarım giysilere meraklıysanız uğrayabilirsiniz.

Haarlemmerplein: Haarlemmerstraat sokağı boyunca bölgedeki yaşamı hissederek yürümeli, gözünüze kestirdiğiniz cafelerde duraklamalı, coffeeshop’ları incelemelisiniz. Bence bölgenin kendine has bir ruhu var. Harlem cafe mola vermek için doğru bir adres.

Harlem Cafe

Canal Cruise: Amsterdam’da kesin yapmanız gereken şey kanal turu. Yalnız bizim gibi şehri keşfedip son gün kanal turuna çıkmayın, şehre varır varmaz ilk işiniz olsun. Kanal gezintisinin keyfini çok daha iyi çıkabilirsiniz. Centraal Station bölgesinde birçok tur firması var, buradan biletlerinizi alabilirsiniz. Gündüz ve akşam turları bulunuyor.

Singel Kanalı

 Şehrin neresinde kalalım?

Şehre ilk kez gidenler, bizim gibi genellikle Dam Meydanı’nı tercih ediyor. Dam Meydanı’nın, Centraal Station’dan yürüme mesafesinde ve şehir ulaşımının ana merkezi olması meydanı konaklama için ilk tercih yapıyor. Kaldığımız Swissotel’i de çok beğendiğimizi söylemeliyim.

Tekrar gitsem nerde kalırım? diye sorduğumda aklıma farklı 2 yer daha geliyor.

  • İlki Spui, küçük sevimli restaurant’larıyla, Singel kanalına yakınlığıyla, süper bakımlı evleriyle Spui ‘ye aşık oldum. Tekrar gidersek otel olarak gözümüze kestirdiğimiz NH City Centre’i tercih edeceğiz. Üstelik Spui, Dam’a da çok yakın.
  • İkinci alternatif ise Leidseplein olabilir. Alışveriş, yeme-içme, casino ne ararsan Leidseplein’de var, hareketlilik isteyenler burayı tercih etmeli.

Prinsengracht

Peki ya ulaşım?

Amsterdam’da Tram çok yaygın ve her yöne giden Tram’ler için Dam meydanı tam bir kesişim noktası. Bir tram haritası edinmekte fayda var. Bir diğer yöntem de bizim gibi her gördüğünüz “Tourist Information” noktasına girip, gideceğiniz yere yol tarifi istemek, onlar hangi tram’e bineceğinizi/nerede aktaracağınızı güzelce anlatıyorlar. “Tourist Information” noktalarından Tram biletleri de alınabiliyor. Saatlik, 1 günlük, 2 günlük sınırsız pass’ler satılıyor. Biz 2 günlük pass için kişi başı 12 € ödedik.

AmsterdamTram

Ulaşımı bisikletle veya hop-on-off tur alarak da sağlayabilirsiniz. Şehrin nufüsü 700 bin ve şehirde 600 bin bisiklet var, her yerdeler. Bisiklet için Mac Bike’dan kiralanması öneriliyor, denemedim, bahar ayları için ideal olacaktır. Hop-on-off’u açıkçası pahalı buldum bence Tram pass’ı almak çok daha avantajlı.

Bir de Amsterdam Card var tabi, müze delisiyseniz ve eğer programınızda birçok müzeye gitmek varsa bu kart avantajlı olabilir. Ücretsiz müze girişleri ve ulaşımı bir arada sunan bu kartı da inceleyin derim.

Nerede Ne Yemeli?

Bu konuda ciddi araştırdım, gitmeden okuduğum onlarca blog, Foursquare listeleri, arkadaş tavsiyeleri hepsini bir araya getirerek listemize aldığımız , denediğimiz/deneyemediğimiz tüm mekanları aşağıda paylaşıyorum.

Sabah Kahvaltısı & Öğle Yemeği:

Singel 404: Kanal kıyısında, küçücük, sevimli bir Eetcafe. Nefis sandwiçlerinden deneyin. (404 Singel Amsterdam 1016 AK)

Harlem: Haarlem bölgesinde bir Eetcafe ve mottosu Soul Food, öğle saatlerinde chicken basket ve Nachos yapıyorlar. Nefis, leziz. İçerde Bob Marley benzeri abiler şarkı söyleyebiliyor, küçük ve sıcak bir yer, mutlaka uğrayın. (Haarlemmerstraat 77, 1013 EL Amsterdam)

harlem-soul-food

De Ysbreeker: Lokal Amsterdam’lıların tercihi olan bu cafe, özellikle haftasonu çocuklarıyla keyif yapan, gazete okuyan yerel halkın tercihi. Bir turist için yerini bulması biraz güç, menü eh. (Weesperzijde 23, 1091 EC Amsterdam)

Bunlar haricinde gidemediğimiz ancak listemde yer alanlar: Cafe Thijssen, Cafe de Jaren, Cafe de Tuin, Pont 13.

Pub / Birahane:

De Brabantse Aap: Spui’de çok çeşitli bira menüsü olan mekan. İsteğinize göre biranızı alın, keyfinize bakın. (Spui 30, 1012 XA Amsterdam)

Majestic: Akşamları içerde hareketli dans müzikleri çalan, dışarda yer alan ısıtıcılı koltuklara oturup Dam Meydanını izleyebileceğiniz, bira/çerez alarak atıştırabileceğiniz bir restaurant.(Dam 3-7, 1012 JS Amsterdam)

Le Pub: Leidseplein’in tam göbeğinde, geleni geçeni izleyip, biranızı yudumlayabileceğiniz bir mekan. Yanında da bir Irish Pub var, ancak burada yer sıkıntısı olduğundan biz Le Pub’u tercih ettik. Amacınız biramı içeyim, kalabalığa karışayımsa yanyana olan mekanların herhangi biri tercih edilebilir, sonuçta öne çıkan hareketlilik ve meydan manzarası. (Leidseplein 6, 1017 PT Amsterdam)

Biz deneyemedik ancak şarap içmek isterseniz listemdeki Bubbles & Wines güzel bir alternatif olabilir.

CoffeeShop:

Barney’s Coffeeshop: Haarlem bölgesinde denedik, mekandan seçiminizi alıp karşısında bulunan cafe’de içiyorsunuz. Satış yapılan yerde içecek bulunmuyor ve dumanaltı. Karşısındaki cafe’de çayınızı/içkinizi söyleyip daha ferah ve müzik eşliğinde takılabilirsiniz. (Haarlemmerstraat 102, 1013 Amsterdam)

Şehrin çeşitli bölgelerinde Greenhouse, Bulldog, De Dampkring, Abraxas isimli coffeshop’lar da bulunuyor. Biz çok turistik bir yaklaşımla denedik, siz kararlıysanız, iyi araştırın derim :),

bulldog

 Atıştırmalık &Tatlı & Çay/Kahve:

Hot Choc: Dam meydanında, Amsterdam Royal Palace manzaralı, ağaç bir evi anımsatan sıcak çikolata dükkanı. Dışarıda pencerelerin önüne oturulabiliyor, cookie’leri de gayet başarılı. (Dam 10, Eggertstraat, Amsterdam)

Winkel 43: Elmalı turtasıyla ünlü Winkel. Kapıdan girerken bir Amsterdam’lı bize “try apple pie, its famous” diye hatırlattı, o derece uğrak yeri olmuş bir yer. Kesin gidin. (Noordermarkt 43, Westerstraat, Amsterdam)

winkel pie

The Pancake Bakery: Anne Frank Huis çıkışında yola devam edin görecekseniz, envai çeşit pancake servis eden dükkan, size enfes kalori bombaları sunacak. Sakın atlamayın, kendinizi biraz şımartın. (Prinsengracht 191, Amsterdam)

Chipsy King: Şehirde patates kızartması çok popüler. 2-3 €’ya külah içinde satılan patateslerden alarak yolunuza devam edebilirsiniz. Chipsy King de böyle bir adres. (Damstraat 6, Amsterdam)

Akşam Yemeği:

Hard Rock Cafe Amsterdam: Leidseplein’deki Hard Rock Cafe, diğer şehirlerde gittiğim birçok Hard Rock Cafe’ye kıyasla oldukça küçüktü, porsiyonlarını da az bulduk. Her turist gibi biz de bir Hard Rock’a uğrayalım derseniz, gidin, kesin listede olmamalı, ortalama bir deneyimle ayrılmanız olası. (Max Euweplein 57-61, Amsterdam)

Hard Rock Cafe

Rancho: İşte steak, steak, steak! Biz, yolumuzun üzerinde olduğu için Spui Rancho’yu tercih ettik. Zincirin herhangi bir restaurant’ında yiyebilirsiniz. 1 şişe şarap dahil güzel menüleri var. Tavsiyedir. (Spui 3, Amsterdam)

Öğle yemeği ve tatlı atıştırmaktan acıkamadığımızdan olsa gerek denemek isteyip gidemediğimiz birçok yer oldu. Yine Singel kıyısındaki Casa di David bunlardan ilki, dışardan görünüşü/ambiansı güzeldi. Listedeki diğer mekanlar ise: et için Castell, Red Restaurant, İtalyan mutfağı için La Perla, Pasta e Basta, tapas için Pata Negra. Bir göz atın.

Not: Çoktandır çevremden gezdiğimiz yerleri yazmamız konusunda yorumlar alıyorum. Ancak hiç bu işe girişmemiştim, taa ki Yusuf’un herseyianlatirim.com ‘da bizlerle yazar mısın teklifine kadar. İşte ilk yazım ve anlatmaya başlıyorum… Beni harekete geçiren Yusuf’a sevgilerimle…

Etiketler: ,

Yorum Bırakın