Arşiv | Aralık, 2011
18. Ara, 2011

Londra: Modern Babylon

Londra: Modern Babylon

Cilt cilt kitaplar yazacak kadar gitmişliğim var Londra?ya. Kendimi evimde hissettiğim yegane şehirlerden biri orası. İlk ayak bastığım 1996 yılından itibaren hiç turistik atraksiyona katılmadan şehrin tadını çıkardım. Londra öyle bir bağımlılık yaptı ki bende, her 3 ayda bir oraya gitmek için her türlü çabayı sarf ediyorum.Londra hiç hareketi bitmeyen bir şehir. Tek başınıza bile sıkılmanızın imkanı yok. Keza ben çoğu Londra ziyaretimi tek başıma gerçekleştirdim ve günlerimin çoğunu tek başıma gezerek geçirdim.

Londra?da saymakla bitmeyecek bir sürü plan program var yapabileceğiniz:

  • National Gallery: Girişi ücretsiz olan ve sanat meraklılarının bütün günü geçirebileceği bir yer burası. Hemen yanında National Portrait Gallery var ve belli sergiler dışında oraya da giriş ücretsiz. Bu ücretsiz yorumunu özellikle belirtmek istedim çünkü Londra?da neredeyse her yere giriş ücreti var ve hepsi pahalı. O yüzden gitmeden giriş parası vermediğiniz yerleri bir not edin derim.
  • Tate Modern: Sürekli değişen ve yenilenen sergiler var burada. National Gallery?nin aksine ve adından da anlaşılacağı üzere modern sanatın sergilendiği, nehir kenarına kurulmuş bir galeri burası. En üst katındaki kafesinde bir kahve içip, güzel manzaranın tadını çıkarmayı da unutmayın.

(daha&helliip;)

03. Ara, 2011

New York New York…

New York New York…

Otelim 10th Avenue?un üzerinde bildiğimiz gökdelen tarzında ve ışıklandırılmış haliyle çok ama çok güzel görünüyor. Odam ise pre-arrival ekibinden rica ettiğim gibi 20. katta ve oldukça etkileyici bir Manhattan manzarasına sahip. Bir süre odamdan Times Meydanı?nın ışıklarının yansımalarını ve sarı taksilerin ağırlıkta olduğu kırmızı bir ışık selini andıran geniş caddeleri izliyorum hem de kıpırdamadan. Çok tanıdık ama bir o kadar da Türkiye?ye uzak bu güzel şehir önümüzdeki 4 gün boyunca bakalım bana neler sunacak? Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu gezide New York benim için çoğunlukla Manhattan demek oldu. Zamanımız kısa olduğundan arkadaşlarımla çoğunlukla bu bölgede takıldık.

Odamda otelin hazırlamış olduğu Manhattan haritasını kapıp kendimi dışarı atıyorum. İstikamet tabiî ki: Times Meydanı. Meydan yine çok kalabalık ve reklam panolarından çıkan ışıklar koca alanı nerdeyse gündüz gibi aydınlatıyor.

(daha&helliip;)